Süperbilgisayar, Playstation3
Kendi maaşımla alamadığımdan nazım geçen herkese ağlayıp sızlanmama rağmen halen bir tanesine dokunabilmiş değilken -ki bu vesileyle yaklaşan doğum günümü de hatırlatmak isterim :P- Amerikada doktora öğrencisi, astrofizikçi, Dr. Gourav Khanna “gravity grid” adını verdiği 8 adet oyun konsolunun birbirine bağlanmasıyla oluşturduğu linux işletim sistemiyle çalışan bu süperbilgisayarla benim planladığımın aksine sabah ezanına kadar oyun oynamak yerine evrenin bir gizemini çözmeye çalışıyor.
Dr. Khanna, Massachusetts Üniversitesi, Ulusal Bilim Vakfı(NSF), Glaser Trust of New York, Apple Inc., SCEA (Sony) ve TeraGrid gibi firma ve kuruluşların da destek verdiği, temellerini Einstein’ın rölativite teorisi ve kara deliklerin düzensizliği teorisine dayandırdığı araştırmasında, birleşmiş kara delik sistemlerinin uzay-zaman boşluğuna yaydığı kütleçekim dalgalarını inceliyor.
Ağır sayısal hesaplamalar yapmak üzere tasarlanan dağıtık sistemler üzerine uzman olan Dr. Khanna araştırması için kullanacağı altyapıyı araştırırken esasında oyun oynamak için tasarlanan playstation 3 konsolunun kendi amacına ne kadar yatkın olduğunu farketmiş. Optimize ettiği kodları üzerinde yaptığı testlerde bir tane konsol ile en son teknoloji masaüstü bilgisayarlardan ve hatta dünyanın en büyük süperbilgisayarı olan IBM Blue Gene’i oluşturan nodların 25 tanesinden daha iyi performans aldığını belirtmiş. İstediği güçteki süperbilgisayarı oyun konsollarıyla oluşturmak diğer alternatiflere kıyasla daha ucuza da malolmuş.
Kendisine bu kutsal amacında başarılar diliyorum.
Dağıtık sayısal hesaplamalar üzerine ps3 konsolunu, kullanmadığı saatlerde açık bırakan herkesin internet üzerinden destek verebileceği bu tip başka bir süperbilgisayar projesi de Stanford Üniversitesinin ev sahipliği yaptığı medikal araştırmalar yürüten Folding@home adlı proje. Millet neler için kullanıyor sen oyun oynayacakmışsın diye düşünenler için hani benim de bir playstation 3′üm olsaydı ben de evden ona destek olacaktım zaten diye :)
Zor olsa da mümkün :) Bugüne kadar bize hep öcü olarak gösterilen, yirmi küsür yıllık hayatımda ilk kez geçtiğimiz yaz aman susuz kalıyoruz ölüyoruz, aman araba filan yıkanmasın, traş olurken su açık durmasın hatta rakıyı da sek için telaşının tarım bölgelerine ve su kaynaklarına yönelik hükümetlerin kötü politikaları, yerel yönetimlerin duyarsız tavırları ve bilinçsiz halkın yerine tek sebebi ve suçlusu olarak ilan ettiğimiz “küresel ısınma“nın aslında iyi yönleri de varmış, yok değilmiş :) Küresel ısınma sayesinde Grönland adasında öngörülebileceğin çok ötesinde yeni fırsatlar doğmuş ve yaşanabilir kara yüzölçümü halen artmaktaymış.
Suların ısınmasıyla daha çok balık göç rotasını daha kuzeye doğru kaydırmaya başlamış ve geçtiği bölgelerdeki balıkçılığı canlandırmış. Her yıl çim yetişen bölgelerin büyümesiyle hayvancılık ve hayvan ürünlerine bağlı ticaret kat kat yükselmiş. Yörede daha önce hiç yetiştirilememiş patates, brokoli benzeri bitkiler yerel pazarlarda satılmaya başlamış. Madencilik ve petrol araştırmaları gibi devlerin iştahını kabartan yeni fırsatlar da kapıdaymış.
Yine de bu kadar olumlu gelişmeye rağmen yerel halk bu durumu hoş görmüyormuş ve haklı sebepleri de yok değil. Eskimo kültürü, her yıl bölgede artan ticari sektör oluşumları ve buna bağlı olarak göçeden insan miktarı sebebiyle giderek daha fazla tehlike altındaymış. Bu insanlar buzul bölgelerin her yıl daha fazla çekilmesiyle asırlardır sahip oldukları kültürün öğretilerini yani kimliklerini sürdüremez olmuşlar. Bölgede yaşayan kutup ayısı gibi ender türler de daralan yaşam alanları içinde hapsolmuşlar.
Eskimolar için zaten çoktan çağa ayak uydurmalılardı diye düşünmek zalimce mi karar veremiyorum. Kötü yönlerini artık ezberleyip aşinalığımızdan olsa gerek küresel ısınmayı olumlu cümleler içinde kullanabilmek benim hoşuma gitti yine de.
hulu
YouTube açıldığından beri hep aklımda olan vidyoların daha yüksek çözünürlükte olması ve film/dizi gibi profesyönel içeriğin de yer alması gibi fikirleri elin yabancısı düşünüp uygulamış :) Henüz beta test fazında olan servise beta tester kaydımı yaptıktan ancak haftalar sonra geri dönüldü ve siteye bir göz atma lütfu şahsıma sunuldu. Sitedeki içerik gerçekten muazzam, bildik birçok dizi ve müzik klibinin tam uzunlukta vidyo örnekleri mevcut fakat hangisine tıkladıysam bulunduğun bölgeden bunu izleyemezsin şeklindeki hata mesajını yüzüme yapıştırdılar. E bunun için mi bir paragraf yazıyı bize okuttun derseniz diye apar topar konuya gireyim, ben de düşündüm ki keşke bunun bir yerli örneği olsa, adeta dizi manyağı olan milletimiz için ne faydalı ve yapan için de ne karlı bir hizmet olurdu :) Tabi bütün kanallarla telif hakları konusunda anlaşmak bedeller ödemek filan falan gerekli her yiğidin harcı değil netekim…
Robot Gitar
Youtube’da karşıma çıkan bir vidyoyla haberdar olduğum bir yenilikten bahsetmek istiyorum. Meşhur gitar markalarından biri olan Gibson “Robot Guitar” adını verdiği bir ürün ortaya çıkarmış. Artık gitarı akor etmek için hiç uğraşmayacakmışız bi düğmeye basıp tellere dokunuyoruz ve gitarımız şıp diye akor oluyor. Süper. Gitar çalmayı hala çok isteyip pek beceremiş biri olarak benim çok hoşuma gitti doğrusu :)
Ben isime takıldım yalnızca. Bilgisayar denen şeyin evde alıp kullanmak için çok pahalı olduğu eski zamanlarda karizma olsun diye içine iki entegre ve pratik özellik eklenen her şeyin bilgisayarlı bilmemne makinası diye anılması gibi koskoca gitar devi Gibson niye daha yaratıcı bir isim bulamamışki…
Lottery kazanmışım?!?
Mail adresimi çok titiz kullanmama rağmen nasıl ellerine geçti bilmiyorum, her gün istisnasız 3-5 tane microsofttan tam 1milyon dolarlık loto kazandınız maili geliyor. Hepsini üşenmeden spam klasörüne taşıyorum ama az önce geleni beni pek güldürünce paylaşmak istedim.
Mailin başında lotoyu düzenleyen kurum adı olarak aynen şöyle yazıyor, “Microsoft Yahoo/Msn Lottery Incorporation” hani bu adam attığımız maillere bir türlü inanmıyor diyip akıllara ziyan bir fikir icad etmişler aslında. Ben zaten bir tane firma adı yazsaydı böyle büyük ikramiyeyi microsoft tek başına veremez yahoo ile birleşip bir incorporation kursalardı ancak oluru vardı diye düşünecektim yine inanmayacaktım. Şimdi olmuş işte hemen kişisel bilgilerimi adresimi ve posta masrafları için gerekli tutarı posta çekiyle yolluyorum… Keşke google ın da katıldığı bir incorporation kursalardı ikramiyemle hissedar olmayı bile düşünürdüm :P
Dosyalarla gizli işler
“Dosyaları nasıl gizleriz” diye soran eşe dosta hep rar layıp şifre koymalarını salık vermişimdir. Meğer çok daha iyi başka bir yöntem daha varmış. Resim dosyalarının içine de saklayabiliyormuşuz gizli işler çevirdiğimiz dosyaları :) Ücretsiz 7zip programı ve komut istemi yeterliymiş üstelik. Şaşırmadım desem yalan olur…
Geçmiş Olsun!..

Sevgili Aziz Nesin’i rahmetle anıyorum ne güzel söylemiş ne kadar da haklıymış!..
Atatürk’ün kurduğu cumhuriyeti ve sahip olduğu yüce değerleri savunanların bugün bu ülkede azınlık duruma düşmesi çok kanıma dokunuyor…
Öte yandan bölücü terör örgütü propagandacılarının 25 kişiyle meclise girmesi… Bu ülke çok ciddi sancılara gebedir şüphesiz…
Teröre alışmamız salık verildiği gibi yarın bu insanların bölücü istek ve yaptırımlarına da alışmamız pek tabiki istenecektir…
Son sözüm şu ki demokrasi; şerefi ve haysiyeti ucuz çıkarları uğruna satılık olan bu ülkenin halkına hala çok fazladır…
Ubuntu ShipIt
Şu günlerde tartışmasız en popüler linux dağıtımı olan ubuntu, ShipIt adını verdiği hizmeti aracılığıyla isteyen herkese son çıkan feisty kod adlı 7.04 sürümünün cd lerini postalıyor. Adsl kotasına kıyamayıp indiremeyenler için çok cazip bir seçenek. Aşağı yukarı 15gün içinde elinize ulaşıyor. Çok babacan bir yaklaşımla gönderim masraflarını dahi talep etmiyor ubuntu helal valla :)
Ubuntu’nun en sevdiğim yanı ise aynı cd yi isterseniz “live” tabir edilen tak-çalıştır şeklinde isterseniz de bilgisayarınıza ubuntu kurmak için kullanabilmeniz. Kurulumu daha önce linux ile alakadar olmuş kimseler için oldukça basit.
Son zamanlarda dillerden düşmeyen 3 boyutlu masaüstü sistemi beryl‘in marifetlerini görmek için bile denemeye değer :)
Anamızı da aldık gittik!
Geçtiğimiz pazar, 13 Mayıs İzmir Cumhuriyet Mitingi için bütün izmir halkıyla birlikte gündoğdu meydanındaydık. Herkes anasını(!), babasını, çoluğunu çocuğunu alıp gelmişti. Alsancak limanından cumhuriyet meydanına kadar adım atacak boşluk yoktu. Öyle coşkulu, öyle heyecanlı bir topluluk vardıki meydanda, içim umutla huzurla doldu. Hiç birşey için değilse bile yahu bu ülkede benim gibi düşünenler hakikaten azınlık mı konusundaki endişemin yersizliğine bir ispat olarak kavurucu sıcak ve güneşe, üstüne üstlük bir gün önceki korkutma denemelerine rağmen bile caddelerden binalara heryeri al bayraklara boyayan meydanlar dolusu insan vardı Gündoğdu’da.
Milyonların hep bir ağızdan haykırdığı cevap eminim yerini buldu. İçlerine daha fazla korku ve endişe saçtı şüphesiz. Meydanı dolduranların sesi öyle yüksek çıktı ki ülke sınırlarını aşıp tüm dünya basınında yer buldu.
Atam yerinde rahat uyusun, bilsinki kurup armağan ettiği Laik Demokratik Türk Cumhuriyet’ini yılmaz, yıkılmaz kalelerimizle koruyoruz, koruyacağız. 22 Temmuz’da karanlık kafalarına koca bir nokta koyacağız!..









