başka biri olacaksın istemesen de. tenine başka bir ten dokunduğunda, gövden buluştuğunda başka bir gövdeyle, başka bir nefesle karıştğında nefesin, başka biri olacaksın istemesen de. gece uykunda ya da gün ortasında, irkileceksin apansız bir duyguyla, bir uçurum kıyısında sendelemiş gibi, başka biri olacaksın istemesen de. bakışlarımın izini taşıyan giysilerin, tüketecek ömürlerini birer birer. değişecek yeri bir dolabın, pencerede bir çiçeğin, başka biri olacaksın istemesen de. dudaklarında benden sonraki bir çizgi, tanımadığım bir ton gülüşünde ve artık beni unutmaya başlayan gözlerin, sonra, sonra başka birisin…
Recent Updates RSS Hide threads | Keyboard Shortcuts
-
koraytaylan
-
koraytaylan
Bugün bayram erken kalkın çocuklar. Ne beynimizi yıkamışlar zamanında. Hakikaten de sabahın köründe kalkar yollara düşerdik.
Çocukluk salaklık hep söylerim. Sana matah bi şeymiş gibi belletilen her şeyi sanıyorum sürü/aile kültürünün parçası olmanın kendini yegane birey hissettirme yolu olduğu için ya da hakikaten sırf kollektif bilincin çekiciliğinden aynen alıp kanıksıyor zamanla sorgulamak yerine ne ironidir ki yıllar geçtikçe de eskilerini hatırlayıp hayıflanıyorsun.
İnsana dayatılan herşey zamana yenilmeye mahkumdur. Eski bayramların tadının kalmamasının, ahlaki yozlaşma olduğu iddia edilen herşeyin, din ve ürünü/türevi tüm dogmaların toplumlar üzerindeki hükmünü giderek yitirmesinin tek sebebi budur.
Velhasılı kelam bunca lakırdının ardından zorunlu bayram ziyaretinde olmamsa işin en komik yanı olmalı. Hoş ben kimim ki toplumun öğretilerini yargılıyorum. Akıllıca davranmak sivrilip de yontulmak değil kendini akıntıya bırakıp tadını çıkarmaya bakmak olmalı şüphesiz. Aynı şu tecavüzle ilgili atasözünde olduğu gibi.
Bayramınız kutlu olsun. Şimdi el öpme zamanı…
-
koraytaylan
bi ara hep uçardım rüyalarımda. hatta öyle alışmıştım ki rüyamda yüksek bi yerlerden düştüğümde hiç paniğe kapılmazdım, bi’ş’olmaz şimdi uçarım nasılsa deyip.
-
koraytaylan
böyle zamanlarda şey istiyorum; hani hikayenin her an sanki bir yerlere bağlanacağını zannederek sonuna kadar seyredip yine anlam veremediğin filmler vardır ya, işte tam öyle senaryolar canlanıyor kafamda…
-
karanlık
koraytaylan
hemen şimdi gece olsun istiyorum ama ışıkları yakmak istemiyorum. her yer öyle sessiz olsun, güneş denizin orta yerine batsın, o battıkça denizden beriye serin, tatlı iyot essin, sonra karanlık, kara bi örtü gibi baştan ayağa çöküp de omuzlarım üşüyünceye dek kımıldamadan seyredeyim istiyorum. ve sen, o karanlığın içinde çığlık çığlığa bağıran ambulansın uzaklaşan sireni gibi göremediğim her saniye iyiden iyiye uzaklaş benden…
-
il y a longtemps que je t'aime
koraytaylan
Hafta sonu uzun zamandır yolunu unuttuğum sinemaya uğradım. Vizyonu takip etmediğimden mi yoksa sezondan ötürü mü bilmem, kafama göre bir film bulamadım. Çizgifilm izleme modunda olmayınca da geriye ‘Seni O Kadar Çok Sevdim Ki‘ kaldı.
Fransız yapımı filmi genel olarak beğendiğimi söyleyebilirim. Hatta fransızca öğrenesim bile geldi. Filmin ağır işleyen konusundan sıkıldığım anlarda bile çekimlerin orjinalliği ve seçilen ortamların güzelliğine gerçekten hayran oldum. Filmin bana Anathema şarkılarını anımsatan tema müziğini de ayrıca tuttum.
Filmdeki o kadar uğraştan, o iç burkan hikayeden sonra ise sonunun çok alelacele toparlanıverdiğini düşünüyorum. Öyle ki kurguda bile boşluklar bırakınca benim için bir anda bütün büyüyü bozuverdi. Nitekim aslında güzel bir film ve pişman olmadım ama sinemada seyredilecek kadar da kaliteli bulmadım bu filmi ben.
-
koraytaylan
okumak istediğim bi dolu kitap var ama vakit ayırabildiğim zamanlarda dehşet uykulu oluyorum. ofiste kitap da okunsa ne süper olurdu bak. okulda okuma saati yapılırdı ya hani, kıymetini bilememişiz onun meğersem
-
koraytaylan
zamanlar var soğuyorum her şeyden. değer verdiklerimi değersizce yitirmekten yoruluyorum. yere göğe sığdıramadığım her sıfatın içini boşaltıp söndüren aslında bizzat ben miyim sorusu ürpertirdi eskiden. şimdi pek de umrumda değil. bunun adı yaşlanmak mı yoksa kaşarlanmak mı dürüstçe cevap veremiyorum.
toyluktan mı egodan mı bilmem canı daha tatlı oluyor insanın önceleri. sonra sonra hoyratlaşıyorsun kendine, hayata, aşka. ve sen hoyratlaştıkça; her çatalda ters yöne dönüp, şimdi çıkışının olup olmadığına bile emin olmadığın bir labirentte kaybolmuşsun hissi bürüyor. çocukken korkudan şarkılar çığırdığın karanlık artık dinlendirir oluyor artık insanı.
tarih’in aksine aslında tekerrürden ibaret değil hayat. ‘her seferinde bir şeyler ekleyip başka şeyler koparıyor’, ben bu filmi biliyorum derken muhakkak seni amuda kaldıracak, ağzına pis küfürler aldıracak yeni bir detay katıyor işin içine.
-
koraytaylan
seni kim çizebilir şubat yolcusu
yalnız akşam olsun dağınık olsun
ceplerinde bozuk bir bulut uğultusu
geceleyin dörtte bir ölüm korkusu
dörtte dört sabaha karşı yağmursun
seni kim çizebilir şubat yolcusu
bütün çizgileri bozuyorsun -
taytanik
koraytaylan
sene 98, titanik filminin kasıp kavurduğu, celine dion’un dillere pelesenk olduğu bi zamanlar; ana haber bültenlerinde filmle ilgili abidik gubidik haberler yapılıyor, dönemin en ünlü spikerlerinden Gülgün Feyman filmin adını ingilizce okunuşuyla “taynanik” olarak telafuz ediyor.
öyle acayibime gitmişti ki günlerce her aklıma geldiğinde güldüğümü hatırlarım. daha sonra ingilizce öğretmenimizden Gülgün Feyman’ın aslında doğru okuduğunu öğrendiğimizdeyse, çok bilmiş böğrüme oturan taşın ağırlı, paha biçilemez…
feysbukta bi arkadaşın şu meşur titanik duruşlu pozuyla çekildiği fotoyu görünce aklıma geliverdi şimdi hiç yoktan. aklım gitmiş benim bence…
Facebook
FriendFeed
Flickr
Twitter
Google Profile
Google Reader
Delicious
Plurk
Identi.ca
Last.fm
YouTube
Stumble Upon
Picasa Web Album
Github
Disqus
Digg