Bu sabah yağmurlu havadan camları yoğuşmuş tıkış tıkış bir otobüste, gelen geçenin omuz dirseğinden uzak sote bir yerde, uykuyla uyanıklık arası öyle dikiliyorum; yanımızdan şu kapalı kasa ufak nakliye kamyonlarından biri geçiyor, arkasında süslü ama çamurlu büyük puntolarla “GAME OWER” yazılı. Ukala biriyim ingilizce de biliyorum ya sırıttım görünce. Öyle şapşal gözlerle adamın bir nevi “he now soldier” türevi artistik sloganına bakarken harf hatasıyla bu çakma kalıba soktuğu gizemli yeni anlamı farkettim birden. Adam oyun borçluyum diyordu aslında istemeden. Henüz afyonu patlamamış, trans halindeki zihnime gülme dostum senin de hayata bir oyun borcun var, zaman akıp gidiyor ve sen hala oynamaya başlamadın bence diyordu kamyonunun kıçıyla hem de. Kayboldu yüzümdeki alaycı sırıtış. Hey gidi bilge kamyoncu lafı gediğine koydun, beni efkara boğdun sabah sabah. Hehe :)