üç nokta

şizofren biyografisinin hasta ruhlu kahramanı hesabı sanki hepsi hayalmiş, hiç olmamış gibi davrandığım,

koparıp attığım, ve atmaya kıyamadıklarımı küçük karton bi kutuya doldurduğum, hatırlamaktan kendim bile yorulduğum, artık söylemeyip sustuğum, yine de bende kalanları hep güzel kokan anılarım,

bir sonbahar gecesiydi, şehrin en kalabalık meydanında, tanıdığı en büyük acı yere vurduğu kanayan dizlerinden ibaret küçük bi çocuk gibi, utanmadan, sesli sesli ağladım.

şimdi çoğunu unuttuğum keşkelerim, mektup sonlarının işgüzar sevgi sözleriydi üç nokta yerine alışkanlıktan…

yağmur yağmıyor bugün

Günler sonra ilk defa mavi gökyüzü görünüyor penceremden. Sırf sembolik değil hakikaten öyle. Yağmur yağmıyor bugün. Hatta ezel evvel adını hiç merak etmediğim ama sesi hep tanıdık o kuşun cıvıltısı bile var bahçemde bu sabah. Eskiden severdim yağmuru şimdilerde dizlerim üşüyor, yağmur yağdığında buz kesiyor ellerim. Neyse geçti hepsi hava açık bugün. Erken yatıp erken de kalktım. Hatta güzel de bi rüya gördüm. Contact filmini hatırladım. Işık topunun içinde geçirdiğim onca zaman, kimse görmedi bir tek ben, göz açıp kapayıncaya kadar geçti. Hiç bir şey değişmedi, şimdi güne kaldığım yerden devam etme vakti.

Demişim 7ocak sabahı saat 8buçukta. Fotoğraf da seçip eklemişim üzerine üşenmeyip. Sonra vazgeçip yayınlamamışım. Hatırlıyorum sebebini ve hala da komik geliyor, gülümsüyorum şimdi. Alışkanlıkları unutmak için 14 gün gerekmiş dün duydum, duymazdan geldim. Zamanlama konusunda pek isabetli değilimdir hakikaten.