Bi süredir uzak kaldım yine kendi sayfama. Geçenlerde domainin yıllık ödemesi gelince hatırladım burayı işin komik yanı. O günden beri de ara ara aklıma geldikçe ne yazacağımı düşünüp, sonra da önce kendime enteresan gelen bir şeyler bulamayınca hep sonraya erteliyorum.
Bazen oturup akar düşünce formatında sayfalarca yazdığım oluyor. Zaman sonra gözüme iliştiğinde okurken, yarattığım kaostan kendim bunalıyorum. Burada da aynı manzarayı görmek istemiyorum. Bu yüzden kendimce kılı kırk yarıyorum bir şeyler yazmadan önce. Kılı kırk yarmış halin bu mu diyen çıkarsa diye koydum “kendimce” yi bu arada.
Eskiden ne kadar çok anlatırsam o kadar iyi anlaşılacağım fikrine sıkı sıkıya bağlıyken; işin aslının böyle olmadığını yeni yeni öğreniyorum. Ya da daha doğrusu kabulleniyorum.
Her hayal kırıklığından bir şeyler öğrenildiği ya da öğrenilmesi gerektiği gerçeğineyse ağzımda hep aynı tadı bıraktığı için olmalı, uzunca bir süre daha inatla itiraz edeceğim sanırım.
Böyle sentimental çiziktirmelerimin sonunu da sevdiğim şarkılarla bitireyim diye bir fikir geldi aklıma. Hem başlık düşünürken de epey yardımı oluyor. Hatta ilk örneği de şöyle olsun,
eğer bir masal perisi
girerse rüyalarına
öldü dersin gül güzeli
tılsımını kaybetmiş…