uyanınca anlamını yitireceğinden şimdi sarılmaya uğraştığın saçma fikirler hepsi.
her seferinde geç kalmak ya da haklı sandığın sebeplerle erken ayrılmak gittiğin yerlerden.
bıraktığın her şeyin bi çırpıda değişivermek için sanki gidişini gözetmesi.
loş bi barda tanımadığın onca bedenden yayılan eski sevgililerin parfümleri.
özlediğin kadar nefret ettiklerinle birleşip gürültüye karışmışlar.
sen istediğin kadar aldırma.
bakınca ardındaki duvarı gören sinsi iki göz olup saklanmış seçemediğin bi kuytuya.
ne tuhaf ki ait olduğunu sandığın yerlerde yabancı hissetmek aslında üşüdüğünü inkar etmek demek.
o uzaklarda bağırıp duran sirenin huzursuz sesiyse hep yanlış yerlerde dolanıyor.
sallandığını anlarsan yolup indireceğinden korkusuna usulca kıpraşan perde bilmeden saklıyor seni.
ve hiç dokunmasan da durduğu yerde bi şekilde sen soludukça kirleniyor.
bu solgun rutubetli duvarlar bazen unutman gereken çok fazla şey biliyorlar hakkında.