herhangi bir şeye karşı içimde en ufak bir istek oluştuğu anda ve belki hatta daha bile önce, hayat illaki alıp henüz boyumun yetişmediği yüksekçe bir rafa kaldırıyor. ve payıma düşen beklemek. ama hep beklemek.
çocukken çikolata yiyebilmek için önce boktan kerevize katlanmak zorundasındır ya; büyüdükçe çikolataya duyduğun heyecan giderek azalıyorken, ona bile ulaşmak için önüne konan kereviz porsiyonu hep artıyor. değişmeden kalan şeyse kerevizin hakikaten hep boktan bir yemek oluşu.
geçenlerde bir yıldan fazla süredir görüşemediğim bir arkadaşım havadis sorunca ilk anda sayabileceğim iyi bir şeyler bulabilmek için beyin kıvrımlarımı zorlamam gerekti. tamam biraz abartıyor olabilirim. allah için çok şikayet edebileceğim kötü bir şey de olmadı ama aslında sorun da bu zaten, ömrün bu kısmını hep en güzel geçecek yıllar olarak öğretmişlerdi oysa.