şemsiye

İş görüşmelerine filan gidiyorum ya cicilerim ıslanmasın, ilk intiba önemlidir, insanların karşısına sıçan gibi çıkmayayım diye bugün kendime bir şemsiye aldım. İlk fırsatta bir yerlerde unutup kaybettiğimde daha çok üzüleyim diye de bir sürü para verdim. Kuş bakışı her yanımı örtebilecek büyüklükte bir şemsiyenin ucuzu da yoktu zaten :P

şehirlerin en çok umursamazlığını seviyorum

Sadece senin gibi uyuyup uyanır şehir, gerisine de karışmaz. Kızgın da olsan mutlu da olsan o hiç aldırmaz, hiç istifini bozmaz. Şehir kendi karar verir rengine, karalar bağlamaz sırf canın sıkkın diye, güneş açmaz bu sabah mutlu uyandın diye. Islanır mısın, üşür müsün, sıcaktan bunalır mısın hiç oralı olmaz.

Ama şevkatlidir de yine de, gelme demez sana hiç, yıllarca uğramasan bile döndüğünde tavır koymaz sana misal. Elinden bi şey gelmez belki ama anlatınca dinler seni hep. Sevdiğini belli etmeyen baba gibidir şehir, sen iyi kötü bir şeyler yaşarsın, o ses çıkarmaz, hep arkandadır.

Yine, yeni, yeniden

Sadece blog değil bir şeyler yazmayı bırakalı uzun zaman olmuştu…

Zaman sonra eski yazdıklarımı dönüp okumak hep gülümsetmiştir beni.

Mark Twain’in dediği gibi,

kimse seyretmiyormuş gibi dansetmek, hiç canın yanmamış gibi sevmek, kimse dinlemiyormuş gibi şarkı söylemek ve cenneteymiş gibi yaşamak gerekmiş…

Ben de kimse okumuyormuş gibi hayattan ve beni meşgul eden diğer her şeyden yazmak istiyorum şimdi buraya :)

Eski versiyondaki “Amatör Teleskop Yapımı” konulu yazıları tekrar gözden geçirmem gerekiyor. Kiminin içeriği çok eski kaldı kiminin de resimleri kayıp. Vaktim olursa derleyip tekrar yayınlayacağım.