yan yana iki kafeden izbe olanın bahçesinde ben oturuyorum. hava karanlık hem soğuk. üstümü ince giyinmişim yine. iki ayrı bahçeye asılı iki ayrı hoparlörden iki ayrı şarkı çalıyor. o gürültüde öyle iyi karışıyorlar ki sanki hiç bilinmedik bir dilde çok bildik bir şeyleri anlatıyorlar. karşı kaldırımdan adını unuttuğum eski bir tanıdık geçiyor ağır adım, tanımadığım iki insan oturuyor karşı masama ben öyle seyrediyorum. iki şarkıdan hüzünlü olanı önce bitiyor neşeli olanı da artık ben söyletmiyorum. tamam diyorum yetsin bugünlük; herkes evine dönsün, karanlıkta turuncu bu boş sokaklar hiç boşuna uğuldamasınlar bu gece.